Ali Çanlı’nın mutfakla tanışması, çoğu çocuğun oyun oynadığı yaşlara denk geliyor. Dedesinin Çandarlı’daki küçük pastanesinde, tezgâhın arkasında bir tabureye çıkıp hamurun nasıl katlandığını izlediği günleri hâlâ ilk günkü netlikle hatırlıyor.
Bir aile, üç kuşak
1977’de açılan o ilk dükkân, şehrin tatlıcıları arasında sade ama kusursuz ürünleriyle tanınıyordu. Ardından babası, işletmeyi büyütüp reçeteleri yazıya döktü. Ali Çanlı ise bu mirası korurken ona kendi kuşağının sesini eklemeyi seçti.
Dedem bana tarif vermezdi; “Bak, öğrenirsin” derdi. Bugün ekibime de aynı şeyi söylüyorum.
— Ali Çanlı

Ali Çanlı, Lóvalle mutfağında.
Değişen teknikler, değişmeyen değerler
Fransa’daki eğitimi, İtalya ve Belçika’daki atölye deneyimleri ona modern pastacılığın tekniklerini kazandırdı. Ama Ali Çanlı’ya göre asıl ustalık, malzemeye duyulan saygıda saklı: mevsiminde meyve, iyi tereyağı, sabır.
Lóvalle, bu yolculuğun bugünkü durağı. Vitrindeki her pasta, bir yanıyla Çandarlı’daki o küçük dükkânın hatırasını, bir yanıyla da bugünün estetiğini taşıyor.




